OKUL BAŞARISINDA AİLENİN ROLÜ

Ders çalışmak ve başarılı olmak, çocuğun doğuştan getirdiği bir beceri değildir. Çalışma alışkanlığı kazandırmak sadece okul başarısı için gerekli değil, aynı zamanda yetişkin yaşantısında da organize olmak, planlama yeteneği geliştirmek ve iş hayatındaki başarı için gerekli temel beceri kazanmak anlamına da gelmektedir.

PEKİ NE YAPILABİLİR…

Ailenin çocuğuna yapmak istediği yardımlarda onunla işbirliği içinde olmalı ve onu söyledikleriyle yapmak istedikleri konusunda ikna olması ve inanması konusunda çaba göstermelidirler.

Eğitim, kişiye okul hayatının ilk yıllarından başlayarak dünyanın daha iyi tanınmasına olanak sağlayacak bilgiler yükler.

Ne yazık ki, ilk yıllarda edinilen bilgilerin büyük çoğunluğu öğrencilerin iyi çalışma alışkanlığı geliştirememeleri nedeniyle kaybolup gider.

Yeni bilgiler edinmek, insanın hayata bakış ufkunu genişletir, kişiliğini geliştirir ve hayatın ince özelliklerinden zevk almanın yollarını gösterir.

Aileler çok küçük yaştan başlayarak çocuklarından yüksek başarı beklentisi içindedirler.

AİLELERE düşen en önemli görev “ çalışma isteğini artırmak ve onu çalışmaya teşvik etmektir.”

Çok az sayıda kişi, öğrenme ve başarı için gerekli olan düzeyde kaygıya sahiptir.

Öğrenmeyi, akıl yürütmeyi ve sınav başarısını olumsuz yönde etkileyen, temelinde öğrencinin “ kendine güvensizliğinde yatan “ YÜKSEK KAYGIDIR.

Öğrencinin kendine güvensizliği ise büyük ölçüde anne- babasının bilerek ya da bilmeyerek uyguladığı eğitim ve yaklaşımlarının sonucudur.

Çok küçük yaştan başlanarak çocuktan gücünün üstünde başarı beklemek, hataları düzeltmek için onu eleştirmek, yargı ifadesi taşıyan olumsuz sıfatlarla nitelemek güveni zayıflatır.

Aile kendi özlemleriyle çocuğunun sınırları arasında gerçekçi bir denge kurması çok önemlidir.

Bunun için ailenin kullanacağı ölçüt, çocuğunun okul başarısı ve okul dışı çalışmalarında göstermiş olduğu başarı düzeyidir.

Ailenin çocuklarına aşırı yüklenmek yerine, neyin en iyi olduğu konusunda ışık tutmak daha önemlidir.

Bunun da en etkili yolu çocukla daha fazla zaman geçirmektir.

Çocuk yetiştirmek akademik bir proje olarak düşünülmemeli, çocuğun ailenin sıcaklığına ve kendi kurduğu oyun dünyasında mutlu olmaya ihtiyacı vardır.

Aile, çocuğa iyi bir eğitim vermek olduğu kadar, ona hayatı sevdirmek ve yaşama sevinci aşılamak olduğunu unutmamalıdır.

Her çocuğun ayrı bilişsel yapıda olduğunu unutmamak gerekir.

Çocuğa bir kez olsun “ SEN NEDEN ABLAN GİBİ DEĞİLSİN “ sözü bile yaşamını olumsuz etkileyeceği unutulmamalıdır.

Hele başkalarının yanında bunu asla yapmamalı, başkalarının yanında çocuğun olumlu özelliklerini paylaşmak her zaman yerinde olur.

Aile çocuğuna “ tembel, savruk, haylaz, sarsak, dağınık, sakar, sorumsuz, düşüncesiz “ gibi sıfatlarla yaklaştığında gerçekte de “tanımladığımız gibi “olma olasılıklarını artırır.

Bu konuda temel ilke çocuğa değil yapılan davranışı övmektir.

Genel olarak eğitimde, özel olarak yeni bir davranışın kazandırılmasında unutulmaması gereken ”yanlışların görülmesi ve düzeltilmesi değil; doğruların fark edilmesidir.